
MİLLİYET.COM.TR - İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son dönemde NATO politikaları ve dış politika tercihleriyle Batı ittifakı içinde dikkat çeken isimlerden biri oldu. Sanchez, NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarını gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5'ine çıkarma yönündeki çağrılara karşı çıkarak, İspanya'nın ekonomik koşulları ve parlamenter sisteminin buna imkan vermediğini savundu. Ankara'daki NATO Zirvesi'nde yaşanan görüşmelerin ardından ise İspanya'nın savunma harcamaları konusunda istisna elde ettiği belirtildi.
Sanchez hükümeti ayrıca İran Savaşı sırasında ABD'nin İspanya'daki üsleri askeri amaçla kullanmasına izin vermedi. Gazze ve Lübnan konularındaki savaş karşıtı politikalarını sürdüren Madrid yönetiminin bu tutumunun İspanya kamuoyunda geniş destek gördüğü ifade edilirken, ülkenin NATO içindeki stratejik konumunu korurken ulusal çıkarlarını ve uluslararası hukuku önceleyen bir politika izlediği değerlendirildi.
İsrail'de 'ölümcül darbe' korkusu! 'Türkler gözlerini bile kırpmıyor, büyük riskle karşı karşıyayız'ÇOK SINAMALI BİR DÖNEM
Peki Sanchez'in izlediği dış politika, Avrupa'da yeni bir liderlik modeli olarak görülebilir mi? İstanbul Aydın Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi ve Siyaset Akademisi Direktörü Dr. Canan Tercan, Milliyet.com.tr'ye değerlendirmelerde bulundu.
Tüm dünyada konuşulan çok şık bir NATO Ankara zirvesi geçirdik. Bizim için başarılı bir zirveydi, ama tüm müttefikler için aynısını söylemek mümkün değil. Özellikle İspanya için NATO zirvesi geçen seneki gibi yine kriz demekti. Krizler ve çalkantılarla dolu İspanya’da Sanchez iktidarı içte olduğu gibi dış ilişkilerde de çok sınamalı bir dönem geçiriyor.
İTİRAZ ETTİLER
Sanchez, uluslararası hukuka olan saygısı ile küresel algıda, Batı ittifakı içerisinde en sevilen ve güven veren lider olma pozisyonunu koruyor ancak bu tutumu O’nun NATO’da elini güçlendirmiyor. Trump NATO’su ile uzlaşmakta zorluk çeken Sanchez’in, NATO konusundaki bütçe gerilimi ve üs kullanım krizinin arka planına bakalım ve Batı ittifakındaki pozisyonuna değinelim. Geçen yıl Lahey NATO zirvesinde, üye savunma harcamalarını GSMH’nin %5’ine çekme meselesinde İspanya adına Sanchez bu artışın mümkün olmadığını belirtti ve itiraz eden tek üye olan İspanya, Trump tarafından NATO’dan atılmakla tehdit edildi. Bu yıl Ankara’daki o muhteşem NATO toplantısında, tekrar Sanchez-Trump krizi yaşandı. Zira Sanchez, geçen yılki bütçeye aykırı tutumunu değiştirmedi ve bildik sahne tekrarlandı. Trump, Sanchez liderliğinden memnun olmadığını çok net bir dille ifade etti ve İspanya’yı ticareti kesmekle tehdit etti, ardından Türkiye’nin de desteği ile konu tatlıya bağlandı. ABD başkanı Trump ikna edildi ve İspanya, NATO içinde bütçe arttırımı konusunda imtiyaza sahip tek ülke oldu.

İSPANYA İÇİN YÜZDE 5 MÜMKÜN DEĞİL
İspanya için sert geçen süreçte Sanchez ne öne sürdü ve alabildi, buna bakalım çünkü liderlik ülke menfaati için en iyi olanı müttefiklerle iyi ilişki kurarak almayı gerektirir. Karşımızda tutarlı, gerçekçi ve açık sözlü bir hükümet başkanı var. Peki realite nedir, nasıl anlattı birlikte bakalım. Sanchez, 2019’da iktidara geldiğinde ekonomik bir enkaz devraldı. Sanchez, ekonomi politikaları ve AB fonlarıyla İspanya’yı ekonomik olarak düzlüğe çıkardı ve son iki yılda (2025-2026) Euro Bölgesi’nin en hızlı büyüyen ekonomisi hâline getirdi. Ancak henüz toparlanmaya başlayan ekonomi, yıllık GSMH’nin %5’i oranında savunma harcaması yapacak düzeyde değil. Bu büyük bir kriz yaratır ve uygulanan ekonomik programın bozulması anlamına gelir. Yani İspanya’nın savunma bütçesini yüzde 5’e çıkarması şu an matematiksel olarak mümkün değil.
'Savaşı bildiğini' öne süren medyumdan ürküten kehanet! 'Dokuz felaket kapıda'İkinci mesele ise, Sanchez’in hükümet başkanı olarak savunma bütçesini tek başına artırma yetkisinin de olmaması. Dahası, rasyonel olmayan bu teklifi parlamentoya öneri olarak sunması, kırılgan koalisyonunu dağıtabilir ve iktidarı düşer. Sanchez’in kullandığı argüman, “Meclis izin vermez, ekonomi kaldırmaz” tezine dayanıyor. Bu tez, Trump’ın sert üslubuna karşı üretilmiş güçlü, yasal ve rasyonel ifade edilmiş bir cevap. Böylece Sanchez hem İspanya’nın ekonomik gelişmesini korudu hem de iç siyasetteki dağılma riskini bertaraf etti. Özetle, İspanya için krizlerle geçen Lahey ve Ankara NATO zirveleri yaşandı; ancak sonuçta soğuk kanlı, rasyonel ve uyumlu duruşuyla istediğini alabilen bir liderlik gördük.
ANKETLERDE SANCHEZ'İN OYUNU YÜKSELTEN ETKEN
NATO müttefikleri ABD ve İspanya arasındaki ikinci ciddi gerilim İran Savaşı’nda İspanya üslerinin kullanılmaması mevzusu oldu. Bu konu Sanchez’in iç siyasette desteğini arttırdı ve anketlerde artış görüldü önce buna değinelim, sonrasında İspanya NATO tarihi ile konuya daha fazla açıklık getirelim. Sanchez’in, savaş karşıtı duruşu; Gazze Soykırımı’na karşı tutumu, Lübnan’da askeri operasyonlara karşı çıkması gibi İran Savaşı’nda da üslerinin askeri amaçlı kullanılmasına izin vermemesi, İspanyol seçmen üzerinde olumlu etki bıraktı ve bu durum anketlere de yansıdı.
Sigma Dos şirketinin çalışması, partisi PSOE’nin popülaritesinin geçen aya göre yüzde 26,4’ten yüzde 27,7’ye yükseldiğini; buna karşılık, savaşa destek veren ve hükümetin politikalarını eleştiren aşırı sağcı Vox Partisinin oylarında gerilediğini ve yüzde 18,3 seviyesinden yüzde 17,1’e düştüğünü gösterdi. Kamuoyundaki bu eğilim, CIS tarafından, İspanyolların yüzde 85’inin savaşı reddettiğini gösteren araştırmayla paralellik sergiliyor. Hasılı, veriler, halkın genel eğiliminin hükümetin tutumuyla örtüştüğünü gösteriyor.

NATO-İSPANYA TARİHÇESİ VE SANCHEZ'İN MİLLİ TUTUMU
Franco'nun diktatörlüğünün ardından demokrasiye geçen İspanya, 1982'de NATO üyesi oldu; ancak şartlı bir üye. Çünkü yapılan referandum sonucunda halk, askerî kanada dâhil olmama ve ABD askerî varlığını azaltma şartlarıyla NATO üyeliğini kabul etti. Sonrasında İspanya, ancak suların durulmasıyla birlikte Soğuk Savaş’ın bitiminde, 1997’de NATO’nun askerî kanadına entegrasyon kararı aldı. Sözün özü, tarihsel olarak savaşa mesafeli duran İspanya toplumu ve dış politikası var karşımızda.
2003 yılına gelindiğinde yüzde 90 halk muhalefetine karşı İspanya ABD’nin Irak çıkartmasına katıldı. Bu durum İspanya’da kitlesel protestolara sebep oldu ve 2004 Madrid terör saldırıları, tren bombalamaları yaşandı. Nihayetinde iktidar, koltuğunu kaybetti ve savaş karşıtı (PSOE), halkın öfkesiyle iktidara gelip ilk iş olarak İspanyol askerlerini Irak’tan çekti.
İsrail'den yeni skandal! Filistinlilerin tutulduğu hapishanelere 'timsahlarla dolu hendek'TARİHİN TEKERRÜRÜ GİBİ DURAN OLAY!
Bugün gündem Irak değil, komşusu İran’daki savaş. Bu savaşta yine ABD (ve İsrail) destek istiyor. Tarihin tekerrürü gibi duran bu olayda Irak müdahalesinden alınan dersler çok açık. ABD-İsrail tarafına destek vermek, savaşa müdahil olmak ve İspanya için terör saldırılarına maruz kalma, Körfez ülkeleri gibi İran’ın askeri hedefi olma ihtimalini de beraberinde getiriyor. Özetle, destek olmak, belirsiz ilerleyen bir süreç ve ciddi güvenlik riskleri barındırıyor.
Hepsi bu da değil; ülke içinde savaşa karşı duran yüzde 85 oranında bir halk kitlesi var. Yani Irak vakası gibi seçmeni ve iktidarı kaybetme riski önemli. Tüm bu veriler ışığında, Sanchez’in üslerini İran Savaşı için kapatması gerekçeli meşru bir tutum. Dahası parti politikası olarak da yankı bulan, "savaşa hayır" söylemi, Sanchez için önemli: “Hepimizi koruyan uluslararası hukukun çiğnenmesine ‘hayır’. “Bizim pozisyonumuz net; BM kararı olmayan hiçbir saldırı için bu üsleri açmayız.”
Çok açık ki, toplumunu ve sahayı gören Sanchez hükümeti, halkı karşısına alarak ikinci bir Irak hatası yapmamayı, İspanya’yı ucu açık bir savaşın parçası hâline getirmemeyi ve uluslararası hukuka saygılı kalmayı tercih etti.
İSPANYA-NATO İLİŞKİSİNDE BEKLENTİLER VE POZİSYONLAR
Öncelikle, NATO savunma çemberi için, İspanya kesinlikle gerekli bunu belirtelim, yani Trump’ın tehdit ettiği gibi atılmak mümkün değil, çünkü İspanya jeopolitik olarak olmazsa olmaz bir müttefik. (Ayrıca, NATO Antlaşması'nda bir üyenin çıkarılmasına yönelik bir madde yok.)
Cebelitarık Boğazı’nın kontrolü, füze savunma sisteminin kalbi olan Rota Deniz Üssü ve hayati öneme sahip Afrika-Orta Doğu lojistik merkezi Morón Üssü İspanya sahasında. Afrika, Avrupa, Amerika ve Asya geçiş bölgesinde konumlanan İspanya, stratejik pozisyonda. Bu açıdan, pek çok üyeden daha kıymetli bir jeopolitik konuma sahip ve NATO müttefikliği operasyonel başarı için çok önemli. Bu yönüyle Türkiye için de aynısını söyleyebiliriz. Asya, Avrupa, Afrika, Orta Doğu, Balkanlar ve Akdeniz’de, yani enerji, kaynak ve çatışma sahalarında etkin olabilmek için Türkiye, NATO için konum olarak hayati bir müttefik. Bu noktada, tüm üyelerin jeopolitik pozisyonları için aynısını söylemek mümkün değil.

İSPANYA'NIN NATO'DA ÖNCELİKLİK GÜNDEMİ
Bir üye ülkenin varlığının NATO’ya katma değeri nedir, güvenlik odaklı savunma birliğine ne yarar sağlıyor? Bunu sorgulamak gerekli. Bugün AB için de aynı sorgulama yapılıyor. Özellikle hem bütçe hem savunma krizi çıkartan Yunanistan konusunda. NATO’ya ekonomik katkı elbette önemli; ancak sadece bu değil, ülkenin savunma sanayisinin gücü, jeopolitik konumu, askerî kapasitesi ve son olarak da etki alanı da katkı konusunda önemli unsurlar. NATO içinde tüm bunlar hesaplanarak üyeler değerlendirilmeli. İspanya NATO’ya güç katan bir üye ve İspanya’nın NATO’da öncelikli gündemi ise güneydeki güvenlik.
Geçtiğimiz yıllarda Fas, Batı Sahra konusunda kendi egemenlik tezlerine karşı duran İspanya’yı ikna etmek amacıyla (!) on binlerce düzensiz göçmeni, İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprakları olan Ceuta ve Melilla yönlendirmiş ve Madrid’de güvenlik krizi yaratmıştı. İspanya, toprak bütünlük ve güvenliği için bu bölgede birlik desteğini önemsiyor. Ancak NATO açısından bu bölgeler gri alan, zira NATO’nun 5. maddesi, yani kolektif savunmayı düzenleyen madde, coğrafi sınırları çizen 6. madde nedeniyle Ceuta ve Melilla’yı kapsamıyor.
1949 tarihli metne göre kolektif savunma yalnızca Avrupa, Kuzey Amerika, Türkiye toprakları veya Yengeç Dönencesi’nin kuzeyindeki Kuzey Atlantik adaları için geçerli. Coğrafi olarak Afrika kıtasında yer alan ve ada olmayan bu iki şehir, doğrudan hukuki koruma kalkanının dışında kalıyor. (Bu durum, Soğuk Savaş döneminde müttefiklerin sömürge geçmişinden kaynaklanan çatışmalara çekilmek istememesi nedeniyle bu şekilde tasarlanmıştı.)
2022 Madrid NATO Zirvesi’nde ev sahibi lider olan Sanchez, özellikle “NATO, müttefiklerin toprak bütünlüğünün her bir karışını (every inch) savunacaktır” ifadesini ekleterek isim vermeden bu iki şehri de kapsama dâhil etti. Ancak NATO, gri bölgeler konusunda temkinli davranarak müdahale kararının müttefiklerin ortak siyasi iradesine bağlı olacağını vurguladı.
Hasılı kelam, olaylı NATO zirveleri ve farklı liderliği ile Sanchez Batı ittifakında farklı bir duruş olmaya devam ediyor. Dünyada İspanya algısı da, Sanchez dönemiyle birlikte değişti ve dünya, Batı ittifakı içinde yeni bir başkanlık modeliyle tanıştı. İttifak üyelerine de örnek olan bu modelde, sadece itaat eden, kukla liderlerden ziyade, kendi benliğini ve millî perspektifini AB ve NATO içine taşıyan, bir figür var. Bu model, hem müttefikleriyle sıcak ve uyumlu ilişkiler kuran hem de bağımsızlığını koruyan bir duruş sergiliyor. Dahası, bu modeli sunan lider olarak Sanchez, Batı ve diğerleri ötekileşmesinin dışında; insan hakları, ekonomik gelişme odaklı bir tutumla hareket ediyor. Bu da ona hem iç siyasette hem de küresel vicdanda itibar katıyor.




