Modern futbolun en büyük problemi tempo değil. Unutkanlık.
Futbolda artık hiçbir şey uzun sürmüyor. Bir futbolcu üç hafta üst üste iyi oynadığında “dünya yıldızı” ilan ediliyor,
iki kötü maçtan sonra ise gözden çıkarılıyor.
Aynı durum teknik direktörler için de geçerli. Bir ay önce alkışlanan isimler, birkaç maç sonra sorgulanmaya başlanıyor. Sanki futbol hiç süreç istemeyen bir oyuna dönüşmüş gibi.
Oysa futbolun doğası sabırdır. Çünkü bu oyun, kusursuzluk üzerine değil; tekrar üzerine kuruludur.
Bugün futbolu sadece skor üzerinden okumaya başladık. Kim kazandı, kim kaybetti, kim hata yaptı… Ama oyunun içindeki emeği, gelişimi, kırılma anlarını giderek daha az konuşuyoruz.
Çünkü artık herkes hız istiyor. Hızlı başarı, hızlı tepki, hızlı değişim…
Sosyal medya da bu duyguyu büyütüyor. Bir maç bitiyor ve birkaç dakika içinde yüzlerce hüküm veriliyor.
“Olmaz”, “yetersiz”, “bitmiş”, “abartılmış”…
Futbolun en ağır yükü artık rakip baskısı değil, taraftar ve medya bazında anında yargılanmak.
Bu yüzden oyuncular da değişiyor. Eskiden hata yaptıktan sonra tekrar risk alan futbolcular vardı.
Şimdi ise hata yapmaktan korkan, güvenli oynayan oyuncular çoğalıyor.
Çünkü biliyorlar, bir yanlış pas artık sadece saha içinde kalmıyor. Dakikalar içinde milyonların önüne düşüyor.
Belki de bu yüzden futbol giderek daha kontrollü, daha mekanik bir oyuna dönüşüyor. Kimse hata yapmak istemiyor. Kimse birkaç kötü maçın ardından gözden düşmek istemiyor.
Ama futbolu özel yapan şey zaten kusursuzluk değildi. Bir oyuncunun kötü oynayıp ertesi hafta yeniden ayağa kalkmasıydı. Bir takımın dağıldı denildiği anda geri dönmesiydi. Bir teknik direktörün eleştirilerin içinden çıkıp oyun kurabilmesiydi.
Şimdi ise herkes çok çabuk vazgeçiyor. Oyuncudan da, teknik direktörden de, sistemden de… Çünkü modern futbol artık gelişimi değil, sonucu ödüllendiriyor.
Oysa spor tarihine baktığımızda kalıcı olan isimlerin çoğu, en hızlı parlayanlar değil, en zor dönemlerde ayakta kalabilenlerdi.
Belki de futbolun yeniden ihtiyacı olan şey tam olarak bu. Biraz hafıza, biraz sabır ve insanların kötü dönemlerden geçebileceğini hatırlamak.
Çünkü bazen büyük kariyerleri ayakta tutan şey yetenek değil, insanların hemen vazgeçmemesidir.


