Fransa'da temyiz mahkemesi, aşırı sağcı lider Marine Le Pen'in AB fonlarını usulsüz kullandığına ilişkin mahkumiyet kararını onadı ancak kamu görevinden men süresini kısalttı.
Fransa'da temyiz mahkemesi, bugün aşırı sağcı siyasetçi Marine Le Pen'in Avrupa Birliği (AB) fonlarını usulsüz kullandığı gerekçesiyle aldığı mahkumiyet kararını onadı.
Mahkeme, Le Pen'in kamu görevine aday olmasını engelleyen süreyi kısalttı. Bu karar, teorik olarak Le Pen'in 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasının önünü açık bırakıyor.
Buna karşılık mahkeme, Le Pen'i üç yıl hapis cezasına çarptırdı. Cezanın iki yılı ertelendi, bir yılının ise elektronik kelepçeyle infaz edilmesine hükmedildi. Bu durum, olası bir cumhurbaşkanlığı kampanyasını hem siyasi hem de pratik açıdan güçleştirirken, Le Pen'in Fransa'nın en yüksek makamına yeniden aday olup olmayacağı konusunda belirsizlik yarattı.
Le Pen daha önce, elektronik kelepçeyle ceza infaz edilirken cumhurbaşkanlığı kampanyası yürütmeye sıcak bakmadığını söylemiş, bunun seçim çalışmalarını aksatacağını ve aday olarak konumunu zayıflatacağını savunmuştu.
Ancak yeni kararın ardından nasıl aksiyon alacağı henüz açıklamadı.
Le Pen'in bugün yerel saatle 20.00'de TF1 televizyonunda yayınlanacak canlı yayında siyasi geleceğine ilişkin açıklama yapması bekleniyor.
Marine Le Pen, Mart 2025'te zimmete para geçirme suçundan mahkum edilmiş, kamu görevine aday olmasına beş yıl süreyle ve derhal yürürlüğe girecek şekilde yasak getirilmişti.
Bu karar, Elysee Sarayı için uzun süredir planladığı dördüncü adaylık girişimini de engellemişti.
Temyiz mahkemesinin salı günkü kararıyla Le Pen'in kamu görevine aday olmasını engelleyen süre 45 ay olarak belirlendi. Bunun 30 ayı ertelendi.
Böylece, geçen yılki ilk kararın ardından işlemeye başlayan fiili 15 aylık yasağın büyük bölümünü tamamlamış olduğu için, seçmenlerin Nisan 2027'de sandık başına gitmesi planlanan cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olabilecek.
Bununla birlikte, elektronik kelepçeyle infaz edilecek yeni hapis cezasının, siyasi yasaktan neredeyse aynı ölçüde ağır sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Kararın, göç karşıtı Ulusal Birlik (RN) içinde yoğun tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor. Parti aylardır iki olası senaryoya hazırlanıyordu.
Bunlardan biri Le Pen'in liderliğinde seçimlere gidilmesi, diğeri ise parti başkanı Jordan Bardella'nın ön plana çıkması.
30 yaşındaki Bardella, daha önce birçok kez Le Pen'in yerine geçmeye değil, onun başbakanı olmaya hazırlandığını söylemişti.
Ancak Le Pen'in sonunda aday olmamayı tercih etmesi halinde Bardella'nın cumhurbaşkanlığı yarışına girmesi gündeme gelebilir.
Kamuoyu yoklamaları, hem Le Pen'i hem de Bardella'yı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna kalabilecek güçlü adaylar arasında gösteriyor.
Son dönemde yayımlanan bazı anketler ise Bardella'nın ilk turda Le Pen'den daha yüksek oy alabileceğine işaret etti.
Le Pen hakkındaki dava, Ulusal Birlik yöneticilerinin Avrupa Parlamentosu milletvekili danışmanları için ayrılan fonları usulsüz biçimde kullanarak bu kaynaklarla Fransa'daki parti çalışanlarının maaşlarını ödediği suçlamasına dayanıyor.
Mahkeme 2025'te verdiği kararda Le Pen'in bu düzenekte merkezi rol oynadığı sonucuna varmıştı. Le Pen ise bu tespiti sürekli reddetti.
İlk mahkumiyet kararı, Le Pen'in Fransa'daki ve yurt dışındaki müttefiklerinin tepkisini çekmişti.
Destekçileri, yargının demokratik siyasi rekabete müdahale ettiğini savunurken, muhalifleri seçilmiş siyasetçilerin de diğer vatandaşlarla aynı hukuki ölçütlere tabi olması gerektiğini dile getirmişti.




