İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı.
Karar, geçen yıl üniversitenin bağlı olduğu vakfa kayyum atanmasıyla başlayan sürecin yeni aşaması olarak değerlendiriliyor.
Süreç, 2025 yılında Can Holding’e yönelik soruşturma kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) bazı şirketlere el koymasıyla başladı. El konulan kurumlar arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin bağlı olduğu Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı da yer almıştı.
Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla vakfı yönetmek üzere kayyum heyeti atanırken, üniversitenin mütevelli heyetinin görevine son verildi. YÖK Denetleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ulusoy, Levent Çetin ve avukat Mehmet Çiçek’ten oluşan heyet göreve başladı.
Üniversite yönetimi o dönemde yaptığı açıklamada eğitim faaliyetlerinin kesintisiz devam edeceğini belirtmiş, öğrenciler ve çalışanların haklarında değişiklik olmayacağını duyurmuştu.
Ancak Resmi Gazete’de yayımlanan son karar, üniversitenin faaliyetlerinin resmen durdurulduğunu ortaya koydu. ’'Faaliyet durdurma'' kararı teknik olarak üniversitenin fiilen kapanma sürecine girdiği anlamına geliyor. Ancak bu durum öğrencilerin eğitimlerinin bir anda sona ereceği anlamına gelmiyor. Vakıf üniversitelerinde faaliyet izninin kaldırılması halinde YÖK mevzuatı kapsamında “garantör üniversite” sistemi devreye giriyor.
Daha önce yapılan açıklamalarda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Bilgi Üniversitesi için garantör üniversite olarak belirlendiği belirtilmişti. Bu süreçte yeni öğrenci alımının durması, mevcut öğrencilerin eğitimlerini başka bir üniversite çatısı altında tamamlaması ve diplomaların devralan kurum tarafından verilmesi öngörülüyor. Akademik ve idari personelin durumuna ilişkin sürecin ise YÖK ve yeni yönetim tarafından şekillendirilmesi bekleniyor.


