İran ile Katar, Tahran ve Washington arasındaki geçici anlaşmanın uygulanması ve Katar'da bloke edilen 6 milyar dolarlık İran varlığının serbest bırakılmasını görüşmek üzere Doha'da bir araya geliyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran ile Washington arasındaki geçici anlaşmanın uygulanması ve Katar'da bloke edilen İran varlıklarının serbest bırakılmasını ele almak üzere yarın arabulucu ülke Katar ile Doha'da görüşmeler gerçekleştireceklerini açıkladı.
Bekayi, bugün düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, önümüzdeki günlerde ABD tarafıyla doğrudan görüşme planlanmadığını, ancak bloke edilen fonların serbest bırakılmasına yönelik adımların devam ettiğini belirtti.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de yaptığı açıklamada, Katar'da bulunan 6 milyar dolarlık dondurulmuş İran fonunun henüz Tahran'a transfer edilmediğini doğruladı.
Dün ABD Başkanı Donald Trump da İran ile Katar'ın başkenti Doha'da toplantı yapılacağını açıklamıştı. Sosyal medyadaki paylaşımında konuya ilişkin detay vermeyen Trump, "İran toplantı talebinde bulundu. Toplantı yarın Doha'da gerçekleşecek" ifadelerini kullanmıştı.
Yaklaşık yirmi gün önce imzalanan İslamabad Mutabakat Muhtırası'nın uygulanmasına yönelik çekinceleri değerlendiren Bekayi, müzakerelerde temel aldıkları ilkenin "taahhüde karşılık taahhüt" olduğunu vurguladı.
Bekayi, tek taraflı yükümlülük üstlenmeyeceklerini belirterek "Biz ancak karşı taraf taahhütlerini yerine getirdiği sürece kendi yükümlülüklerimizi uygulayacağız" ifadesini kullandı.
Washington'ın yükümlülüklerine bağlı kalma iradesi ve İsrail'in sürece dolaylı etkisi nedeniyle bazı uygulama zorlukları beklediklerini kaydeden Sözcü, süreci anlık takip ettiklerini ve milli çıkarları korumak amacıyla her türlü aracı kullanacaklarını ekledi.
Bekayi ayrıca, ABD ile nihai anlaşmaya varılması için yapılacak görüşmelerden önce geçici anlaşma maddelerinin bütünüyle hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Sözcü Bekayi ayrıca, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi'ye siyasi açıklamalar yapmayı bırakması ve nükleer gözetim organının başkanı olarak mesleki görevlerine odaklanması çağrısında bulundu.
Lübnan'daki duruma değinen Bekayi, ABD'nin tüm cephelerde savaşı sonlandırma taahhüdünün mutabakat muhtırasının ilk maddesinde açıkça yer aldığını hatırlattı.
İran'ın bu süreçteki muhatabının ABD olduğunu belirten Sözcü, Washington'ın İsrail'i yükümlülüklerine uymaya zorlamakla yükümlü olduğunu kaydetti.
Bekayi, Lübnan halkı ve direnişinin, egemenlik ve bağımsızlık temelinde en doğru kararı vereceğini ifade etti. Irak'ın iç işlerine müdahale etmediklerini vurgulayan Bekayi, Irak hükümetinin direniş gruplarının ülkeyi terörden korumadaki rolünü takdir ettiğini söyledi.
Dışişleri Bakanı'nın son Irak ziyaretinde, yakın zamanda düzenlenecek olan devrim liderinin cenaze töreni için koordinasyon sağlandığını ve Irak Başbakanı'nın bu amaçla İhsan el-Avadi başkanlığında üst düzey komisyon kurduğunu açıkladı.
Bekayi ayrıca, konuşmasında 1987 yılındaki Serdeşt kimyasal saldırısı nedeniyle Almanya'dan adalet talep etmeyi sürdürdüklerini belirterek ABD'nin 1988'de İran yolcu uçağını düşürmesini ve Ayetullah Behişti ile 72 arkadaşının hayatını kaybettiği terör saldırısını andı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, Umman ve diğer ülkelerle birlikte Hürmüz Boğazı'nda tarama çalışmaları yürütmeyi planladığı yönündeki açıklamalarına da tepki geldi.
Bekayi, Hürmüz Boğazı'na yönelik dış müdahalelerin durumu daha da karmaşıklaştıracağını belirterek İran'ın sorumluluklarının bilincinde olduğunu ve bunları yerine getirecek güce sahip olduğunu, dış müdahaleye gerek olmadığını belirtti.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi de Hürmüz Boğazı'nın İran egemenliğinin ayrılmaz parçası olduğunu ve yönetiminin yalnızca Tahran'ın sorumluluğunda olduğunu vurguladı.
Azizi, ABD'nin bölgeye müdahale döneminin kapandığını belirtti.
Bu doğrultuda, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi'nin Maskat ziyareti sırasında, İran ile Umman arasında seyrüsefer güvenliğini ve boğaz yönetimini koordine etmek amacıyla kurulan ortak komisyonun ilk toplantısı gerçekleştirildi.
Azizi ayrıca Lübnan'ın egemenliğinin direnişin silahsızlandırılmasıyla değil, işgal ve saldırıların sona erdirilmesiyle korunabileceğini kaydetti.
HÜRMÜZ'DE GEÇİŞLER AZALDI
Bölgedeki güvenlik endişeleri ve İran'ın resmi olmayan rotaların kullanılmaması yönündeki uyarıları üzerine Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinde belirgin yavaşlama yaşandı.
Cumartesi günü tanker gemisine isabet eden ve maddi hasara yol açan yabancı cisim olayının ardından gemiler Umman kıyılarındaki güney rotasından kaçınmaya başladı.
Araştırma kuruluşu HFA Research ve deniz trafiği takip firması Kpler verilerine göre, cumartesi günü boğazdan 29 ham madde yüklü gemi geçerken bu sayı pazar günü 12'ye geriledi.
Pazar günü Umman rotasını ABD Donanması eşliğinde yalnızca dört petrol tankeri ve bir konteyner gemisi kullandı.
Pazartesi günü öğleden sonraya kadar ise bu rotadan sadece tek geminin körfezden ayrıldığı, bir diğerinin ise giriş yaptığı belirlendi.
Bölgedeki yaklaşık 11 bin denizcinin tahliyesi sürerken liman girişlerindeki yavaşlama eğilimi devam ediyor.
BM'DEN GIDA VE ENERJİ KRİZİ UYARISI
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), yayımladığı raporda Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının enerji piyasalarını rahatlatacağını ancak kırılgan ekonomilerin gıda ve yakıt maliyetlerindeki artışlar nedeniyle risk altında kalmaya devam edeceğini duyurdu.
Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırılarının ardından yaklaşık 100 gün boyunca felç olan Hürmüz Boğazı, küresel petrol ve doğalgaz sevkiyatının yaklaşık beşte birini taşıyor.
ABD-İran geçici anlaşması sonrası Brent petrolün varil fiyatı çatışma öncesi seviyelere yaklaşarak 73 dolara gerilese de UNCTAD, yüksek gübre ve yakıt maliyetlerinin tarımsal üretimi ve hanehalkı bütçelerini zorlamayı sürdüreceğini açıkladı.
Raporda, gıda fiyatlarındaki yüzde 5'lik artışın çocuklarda aşırı zayıflık riskini ciddi şekilde artırabileceği belirtildi.
Aralarında ithal yakıta bağımlı Yeşil Burun Adaları (Cape Verde) ve tahıl ithalatçısı Yemen'in de bulunduğu 61 kırılgan ekonominin bu şoklara karşı korumasız olduğu vurgulanarak uluslararası destek çağrısı yapıldı.



