Avrupa Birliği ve Çin, ticaret alanındaki gerilimleri diyalog yoluyla çözme konusunda uzlaşırken, Brüksel mevcut durumun sürdürülemez olduğu uyarısında bulundu.
AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic ile Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao, pazartesi günü yapılan ve tüm gün süren görüşmelerin ardından ticari anlaşmazlıkları kontrol altında tutmak için temasların süreceğini açıkladı.
Sefcovic, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, “Mevcut durum geçerli bir seçenek değil.” dedi. AB Komiseri, Çin’in Avrupa’ya ihracatının artmaya devam ettiğini, buna karşılık Avrupa şirketlerinin Çin pazarındaki payının daraldığını belirterek, “Bu eğilim sürdürülebilir değil.” ifadelerini kullandı.
Taraflar, ticari gerilimin açık bir çatışmaya dönüşmesini önlemek amacıyla veri paylaşımı, ticaret akışlarının izlenmesi ve teknik düzeyde temasların sürdürülmesi konusunda mutabık kaldı. Görüşmelerde ihracat kontrolleri de ele alındı. Pekin’in geçen yıl nadir toprak elementlerine getirdiği sıkı ihracat kısıtlamaları, Avrupa’nın bu alandaki kırılganlığını ortaya koymuştu.
Sefcovic, Wang’ın kendisine mevcut ihracat kontrollerinin nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar konusunda AB tedarik zincirlerini aksatmayacağı güvencesi verdiğini söyledi. İki yetkilinin ekim ayında Çin’de yeniden bir araya gelmesi planlanıyor. Sefcovic, “Her şey çözülmeyecek ancak ekime kadar ekiplerimizin somut sonuçlar elde etmek için yeterli zamanı olduğunu düşünüyoruz.” dedi.
TİCARETTE DURUM NE?
AB’nin Çin ile mal ticaretindeki açığı 2025’te yaklaşık 360 milyar euroya ulaştı. Bu tablo, Avrupa’nın Çin’den ihraç ettiğinden çok daha fazlasını ithal ettiğini gösteriyor. Çin Ticaret Bakanı Wang’ın ziyareti, AB liderlerinin Avrupa Komisyonu’na Pekin ile müzakere yürütme ve aynı zamanda stratejik sektörleri koruyacak daha güçlü savunma araçları hazırlama görevi vermesinden kısa süre sonra gerçekleşti.
Brüksel, Çin’den gelen düşük maliyetli ürünlerin Avrupa’daki üreticileri tehdit ettiğini ve bazı sanayi kollarının tamamen kaybedilebileceğini düşünüyor. AB, Çinli şirketlerin büyük devlet sübvansiyonları sayesinde haksız avantaj elde ettiğini savunuyor. 2005-2024 döneminde Çinli şirketlerin, OECD ülkelerindeki işletmelere kıyasla yaklaşık 3 ila 8 kat daha fazla kamu desteği aldığı belirtiliyor.
AB’nin elinde halihazırda çeşitli ticaret savunma araçları bulunuyor. Komisyon, haksız düşük fiyatla satış ya da devlet desteği tespit edilmesi halinde ek gümrük vergileri getirebiliyor. Ani ithalat artışlarında ise kota gibi korunma önlemleri devreye alınabiliyor. Yeni önlemler de gündemde. Avrupa Komisyonu, çipler ve nadir toprak elementleri gibi kritik sektörlerde şirketleri tedarikçilerini çeşitlendirmeye zorlayacak bir mekanizma üzerinde çalışıyor.
Ancak AB açısından temel sorun, Çin’i sert bir misillemeye zorlamadan daha korumacı bir çizgiye geçebilmek. Brüksel son dönemde Çin’den gelen ithalata karşı çelik vergilerini artırdı, yurt dışından gelen küçük paketlere daha yüksek vergi uyguladı ve Çin yapımı elektrikli araçlara ek tarifeler getirdi. Buna rağmen AB, Çin ile açık bir ticaret savaşından kaçınmak istiyor. Çin ise haksız gördüğü adımlara karşılık vereceğini net biçimde ortaya koyuyor.
Pekin daha önce Avrupa konyağına vergi uygulamış, domuz eti ve süt ürünleri için anti-damping soruşturmaları başlatmıştı. Bu risk, AB başkentlerinde temkinli bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. Almanya, Çin ekonomisine yüksek bağımlılığı nedeniyle uzun süre daha ihtiyatlı bir tutum alırken, İspanya da Pekin yatırımlarını çekmek istediği için daha pragmatik bir yaklaşımı savunan ülkeler arasında yer aldı.


